ÇALIŞANA ÖZEL: İş Kazalarında Yasal Unsurlar Nasıl Belirlenir ?

Çalışma Hayatının en can sıkıcı konularının başından hiç şüphesiz İŞ KAZALARI gelmektedir. Gün geçmiyor ki bir iş kazası haberi yüreğimizi yakmasın.

ÇALIŞANA ÖZEL: İş Kazalarında Yasal Unsurlar Nasıl Belirlenir ?

Çalışma Hayatının en can sıkıcı konularının başından hiç şüphesiz İŞ KAZALARI gelmektedir. Gün geçmiyor ki bir iş kazası haberi yüreğimizi yakmasın. Çeşitli boyutları olan bu konuda yasal olarak bilinmesi gerekenleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı E.İş Baş Müfettişi ve Şirketimiz Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Selçuk KARAMALAK yasal boyutları ile ele aldı. Muhabirimiz Çağla Duran ‘ın yaptığı söyleşide enine boyuna iş kazalarının yasal konumunu konuştuk: 

  İş Kazasını Yasal Tanımı Nasıl Yapılmaktadır?

Genel bir tanımla iş kazası işçinin işverenin emrinde iken veya gördüğü iş dolayısıyla aniden ve dıştan gelen bir etkenle bedenen veya ruhen zarara uğramasıdır. Bir başka değişle iş kazası;

  - Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

  - İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,

  - Sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,

  - Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

  - Sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında,

Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaydır.

Bu tanım kazanın kimi unsurlarını ve koşullarını, daha doğrusu ne gibi “hal ve durumlarda” bir kazanın iş kazası sayılacağını “yer ve zaman” koşullarıyla sınırlayarak belirtmektedir.

  Bir Vakanın İş Kazası Sayılması İçin Unsurlar Nelerdir?

Meydana gelen bir vakaya iş kazası ve maruz kalana da iş kazası mağduru diyebilmemiz için yasal bazı unsurların olması gerekmektedir.

1.UNSUR: KAZAYA UĞRAYANIN KANUN ANLAMINDA SİGORTALI SAYILMASI

Kaza sonucu bedence veya ruhça arızaya uğrayanın sigortalı bir kimse olması zorunludur. Aksi halde bir iş kazasından söz edilemeyecektir. Örneğin bir işverenin bizzat kendisinin kendi işyerinde bir kazaya uğraması durumunda bir iş kazası mevcut olmayacaktır. Sigortalı sayılanlar, işe alınmalarıyla kendilerinden sigortalı olacaklarından, bunların işveren tarafından bildirilmeden bir kazaya uğramaları halinde dahi bu kaza iş kazası sayılacaktır.

Sigortalı sayılabilmek için daha önce belirtildiği gibi, sigortalılık niteliğinin kazanılması için gerekli 3 unsurun (hizmet akdine dayalı çalışma, işverene ait işyerinde çalışma ve kanunda belirtilen sigortalı sayılmayanlar arasında yer almama) gerçekleşmesi gerekir. Bununla birlikte, sigortalı sayılabilmek için gerekli şartları taşımayan bazı kimselerde iş kazası ve meslek hastalığı açısından sigortalı sayılmışlardır. Buna göre; Sosyal Güvenlik Destek Primi Ödeyenler de, iş kazası sigortasından sağlanan yardımlardan yararlanacaklardır. Dolayısıyla bunların uğradığı kaza da bir iş kazasıdır.

Öte yandan Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanununa göre, aday çırak, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilere de, Kanunun iş kazası ve meslek hastalıkları hükümleri uygulanır. Ayrıca iş kazaları ve meslek hastalıkları Topluluk Sigortası mensupları iş kazası ve meslek hastalığı halinde kanunla sağlanan yardımlardan faydalanırlar.

2.UNSUR: SİGORTALI BİR ÇALIŞANIN KAZAYA UĞRAMASI

Genel anlamda kaza “Can yada mal kaybına neden olan kötü olay” şeklinde tanımlanır. İş kazası kavramı içinde mal kaybına neden olan kazalar yer almamakta, ancak insan vücudunun zarar görmesi, yani ölüm veya vücut bütünlüğünün ihlali yer almaktadır. İş kazasından söz edebilmek için her şeyden önce zarar verici olayın dıştan gelen bir etkenden kaynaklanması gerekir.

Bunun yanında kaza olayının kanun anlamında iş kazası sayılabilmesi için kanunda yazılı  “hal ve durumlardan birinde” meydana gelmiş olması gerekir. Bunlar şu şekilde belirlenir :

a)Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada kazaya uğraması     

Sözü geçen işyeri kavramının kapsamı, yasanın hükmü esas alınarak belirlenmelidir. Sigortalının hangi nedenle olursa olsun işyerinde bulunduğu sırada uğradığı her kaza iş kazası olarak kabul edilecektir. Sigortalının uğradığı kazanın mutlaka iş saatleri içinde meydana gelmesi de gerekli değildir.

b)Sigortalının işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla kazaya uğraması

Bu hükme göre kaza işyerinde cereyan etmemiş olsa bile, örneğin sigortalının işveren tarafından işyeri dışında bir görevle başka yere gönderilmesi veya sigortalının işin gereği olarak işyeri dışına çıkması halinde uğradığı kaza iş kazasıdır.

c)Sigortalının işveren tarafından görev ile başka yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda kazaya uğraması 

İşveren sigortalıyı işyeri dışında bir görev ifa etmekle yükümlü tutabilir, bu görev yerinin aynı veya başka bir ilde veya yabancı bir ülkede olması önem taşımaz. Madde hükmü sigortalının asıl işini yapmaksızın geçen zaman deyimini kullanmış, bu zamanın nasıl değerlendirileceği hususunda bir açıklama yapmamış ve herhangi bir ayrım öngörmemiştir. Yargıtay bir kararında, sigortalının işveren tarafından başka yere gönderilmesi durumunda boş zamanlarını normal bir yaşantı içerisinde değerlendirmesinin doğal olduğunu vurgulayarak, sigortalının boş zamanlarını, sinemaya, kahveye, eğlence yerine giderek değerlendirmesinin olanaklı olduğunu ifade etmiştir. Bu açıdan sigortalıyı görevle ayrıldığı işyerinden aynı işyerine dönünceye kadar normal yaşantı içerisinde kalmak koşuluyla boş zamanlarda dahil olmak üzere, tüm risklere karşı sigortalı saymak, sosyal sigorta hukukunun ilkelerine uygun düşer.

d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda kazaya uğraması:

4857 sayılı İş Kanununun 74. Maddesi gereğince, kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam 1,5 saat süt izni verilmesi gerekmektedir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirleyecek, bu süre günlük çalışma süresinden sayılacaktır. Aynı zamanda yine 4857 sayılı İş Kanununun 88. Maddesi gereğince emzirme odaları veya çocuk bakım yurtları kurulmasına ilişkin yönetmelik mevcuttur. Kadın sigortalının bu emzirme izni sırasında uğradığı kaza iş kazası olarak kabul edilmiştir.

e) Sigortalının, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmesi sırasında kazaya uğraması          

Bu hükmün uygulanabilmesi için iki koşul aranır.

1-İşverence sağlanan bir taşıtın bulunması,

2-Sigortalıların işin yapıldığı yere bu taşıtla toplu halde götürülüp getirilmeleri.

Burada sözü edilen araç işverene ait ise veya işveren aracın maliki olmamasına rağmen zilliyeti altında ise, Kanun uyarınca zaten işyeri kapsamındadır. Sigortalının işverene ait olmayan, ancak işveren tarafından sağlanan bir vasıta ile işyerine gidip gelmekte iken kazaya uğramaları halinde ise bu hüküm uygulanır.

Sigortalı bu araçlarda iken meydana gelen trafik kazası iş kazası sayılmakla birlikte, trafik kazaları dışındaki kazalar da iş kazası sayılacaktır. Örneğin, sigortalının araca binerken yaralanması gibi. “Toplu olarak götürüp getirme” deyiminden tüm işçilerin taşınması anlamı çıkarılmamalı, en az iki sigortalının taşınması, topluluk koşulunun gerçekleşmesi açısından yeterli sayılmalıdır.

3.UNSUR: SİGORTALININ UĞRADIĞI KAZA SONUCU BEDENSEL VEYA RUHSAL BİR ZARARA UĞRAMASI

Bir iş kazasından söz edebilmek için, sigortalının karşılaştığı olay nedeniyle hemen veya sonradan bedensel veya ruhsal bir arızayla karşılaşmış olması gerekir. Arıza kavramı, bedensel ve ruhsal arızaların tümünü kapsar. Uğranılan zararın en azından sosyal sigorta yardımlarının Kurumca sağlanmasını gerektirecek nitelikte ve derecede olması yeterli olacaktır. Bu ölçüde olmayan önemsiz yaralar, sıyrıklar iş kazası olarak nitelendirilmemelidir. Olay sonucu sigortalının yaşamını yitirmesi de kuşkusuz bir iş kazasıdır.

4.UNSUR: KAZA OLAYI İLE SİGORTALININ UĞRADIĞI ZARAR ARASINDA NEDENSELLİK (İLLİYET) BAĞININ BULUNMASI:

Kanun iş kazasını, sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması, nedensellik (illiyet) bağını, iş kazasının bir unsuru konumuna sokmuştur. Şu halde bir kaza olayının varlığı yeterli değildir. Bu olay ile sigortalının uğramış bulunduğu bedensel veya ruhsal zarar arasında bir ilişkinin bulunması; başka bir ifadeyle “neden” ile “sonuç” arasında bir bağın varlığı gereklidir.

İlliyet bağının belirlenmesinde genellikle işverenin otoritesi (emir ve talimatı) altında bulunma ölçütüne başvurulmaktadır. Sigortalı, işverenin emir ve talimatı altında bulunduğu sırada bir kazaya uğramışsa, illiyet bağı gerçekleşmiştir. Ancak işverenin emir ve talimatı altında bulunma ölçütü, her olaya uygulanabilecek genel bir ölçüt değildir. Her somut olayı kendi koşulları içinde değerlendirerek bir sonuca varmak daha isabetli olur.

Yargıtay kimi kararlarında işverenin eylemi ile zararlandırıcı olay arasında neden sonuç bağının varlığını aramaktadır. Gerçekten Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin bir kararına göre, özel arabasını kullanarak, görev yerine gitmeden önce ailesiyle vedalaşmaya gitmekte olan işçinin uğradığı kaza iş kazası sayılmaz. Çünkü işverenin eylemi ile zararlandırıcı olay arasında herhangi bir sebep sonuç bağlantısı yoktur.

 







BENZER İÇERİKLER