ÇALIŞANA ÖZEL : İş Sözleşmesine Dair Bilinmesi Gerekenler

Çalışma Hayatında sıklıkla dile getirilen ve aslında işçi-işveren ilişkisinin özünü oluşturan iş sözleşmesi hakkında herkes genel bir bilgiye sahip olabiliyor.

ÇALIŞANA ÖZEL : İş Sözleşmesine Dair Bilinmesi Gerekenler

Çalışma Hayatında sıklıkla dile getirilen ve aslında işçi-işveren ilişkisinin özünü oluşturan iş sözleşmesi hakkında herkes genel bir bilgiye sahip olabiliyor. Ancak hukuki olarak iş sözleşmesinin nasıl bir niteliği olduğu konusunda ise çalışanların kafasında bir netlik bulunmuyor. Tam bu nedenle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı E.İş Baş Müfettişi ve Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Selçuk Karamalak konu hakkında aydınlatıcı bilgiler verdi:

İş Sözleşmesi Karşılıklı Borç Doğuran Bir Sözleşmedir

İş sözleşmesi birbirine uygun irade beyanlarından oluşan ve karşılıklı borç doğuran sözleşmedir.  İş sözleşmesi genel olarak ilk tanımını Eski Borçlar kanununda almıştır. Borçlar Kanunun 313. maddesi bu sözleşmeyi “Hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona ücret vermeyi taahhüt eder.” şeklinde tanımlamıştır.

Buna karşılık olarak 1475 sayılı yasa döneminde tanımı yapılmamış iş sözleşmesine, 4857 sayılı İş yasasında tanım getirilmiştir. Buna göre ; “ İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. “ denmiştir.

İş Sözleşmesi Özel Bir Şekle Tabi Değildir.

İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Yazılı şekil şartı ile getirilen düzenlemelerde dahi bu şart “ geçerlilik “ şartı olarak değil,“ ispat “ şartı olarak düşünülmüştür. Aksi bir düşünce iş hukukunun “ işçiyi koruma “ ilkesine uygun düşmez. Nitekim Yargıtay kararları da bu yoldadır. Bu anlamda, belirli süresi 1 yıl veya daha uzun süreli iş sözleşme lerinin yazılı yapılmaması onu “ geçersiz “ kılmaz. Onun belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmesine yol açar. Ancak her hangi bir uyuşmazlıkta özelikle de iş sözleşmesinin feshinde “ ispat mükellefiyetinin “ işveren yüklendiği göz önünde tutularak, bundan böyle kanunda belirtilen hususların yer aldığı yazılı bir iş sözleşmesinin yapılması hem “ idari para cezasından “ kurtulmaya, hem de mahkemelerde “ adaletin tecellisine “ yardımcı olacaktır.

4857 sayılı Yasanın getirdiği özel bir düzenleme ile taraflar sözleşmenin türünü ve çalışma biçimlerini belirleme konusunda serbesttirler. Bu anlamda iş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılabilir. Üstelik, ister belirli süreli olsun ister belirsiz süreli olsun bu sözleşmeler “ Çalışma biçimleri “ bakımından “ tam süreli “ veya “ kısmi süreli “ olabileceği gibi “ deneme süreli “ yada “ diğer türden “ yapılabilir.

İş Sözleşmesinin Koşulları Nelerdir ?

İş sözleşmesini diğer sözleşme türlerinden ayıran 5 temel özelliği vardır. Bunlar ;

1.Bir iş ediminin bulunması

Bir iş sözleşmesinden bahsedilmesi için, sözleşmenin işçi tarafını oluşturan kişice , bir iş görme borcunun üstlenilmişi olması gerekir. Ekonomik değer taşıyan emek harcamaları, bedensel de olsa, fikirsel de olsa iş görme kapsamına girer. İşin görülmesi, olumlu bir insan davranışını gerektirir. Bu nedenle bir şeye katlanma yada kaçınma biçimindeki davranışlar iş sözleşmesinin konusunu oluşturamaz. İş sözleşmesi ile işçi, belirli bir sonuca ulaşmayı değil, emeğini harcayarak belirli bir uğraşıda bulunmayı üstlenir.

2.İş görmenin belirli bir süre için üstlenilmiş olunması

İş sözleşmesi sözleşenler arasında sürekli bir borç ilişkisi doğuran sözleşmedir. Bu anlamda hizmet ediminin belirli veya belirsiz bir süre için vaat olunması gereklidir. İş sözleşmesinin konusunu oluşturan işin tek bir iş için yapılması yada belirli bir sonucun meydana getirilmesinin üstlenilmesi ise iş görme kavramının içine girmez. Bu nedenle ister belirli ve isterse belirsiz süreli olsun, iş görmenin süreklilik taşıması gerekir.

3.İş görmeye karşılık ücret ödenmesi

 İş sözleşmesi, tam iki tarafa da borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bundan dolayı işçinin gördüğü iş karşılığında , işverenin kendisine ücret ödemesi yapması gerekir. Bu iş sözleşmesinin en temel unsurudur. Aksi takdirde hukuki ilişki sadece bir yardım ve nezaket fiili olarak gündeme gelecektir. Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.

Ücret, kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenebilir.Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir şekilde ücret ödemesi yapılamaz.Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.

4.Bağımlılık ilişkisi

İster belirli süreyle ve isterse belirsiz süreyle çalışılsın, bir iş sözleşmesinden söz edilebilmesi için, işçinin işverene bağımlı olarak çalışması gerekir. Bu, işçinin işini, işverenin talimatlarına uygun biçimde görmesi ve emeğini işverenin emrine tahsis etmesi anlamına gelir. Bu özellik, iş sözleşmesini, iş görme amacına yönelik yapılmış öteki sözleşmelerden ayıran önemli bir özelliktir. Buna göre, işçinin ne zaman, nasıl ve nerede çalışılacağını, kendi iş amacına ve ihtiyacına göre işverenin belirleme hakkı vardır.

5.Anlaşma

Yukarıda belirlenmiş diğer unsurlar dâhilinde iş sözleşmesinin kurulabilmesi için, tarafların iradelerinin açık ya da örtülü biçimde uyuşmuş olması gerekir.Taraflar iş sözleşmesini, Kanun hükümleriyle getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde düzenleyebilirler.İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir.Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan muaftır.

İş Sözleşmesini Diğer Sözleşmelerden Ayıran Özellikler Nelerdir? 

 A- İş Sözleşmesi – İstisna ( Eser ) sözleşmesi

1- İstisna sözleşmesinde , üstlenici kural olarak işi iş sahibine BAĞIMLI olmaksızın serbestçe yapabilir. İş sözleşmesinde işçi, işverene BAĞIMLI olarak ve onun talimatları altında çalışır.

2- İstisna sözleşmesinde, önemli olan unsur ortaya çıkacak ESER olduğu halde, iş sözleşmesinde önemli olan unsur belirli yada belirsiz bir süre ile İŞ GÖRMEDİR. Yani belirli bir eser ortaya çıkarmayan emek harcamaları da iş sözleşmesi yönünden iş görme sayılır.

 3- İstisna sözleşmesinde süre önemli değildir ve üstlenen kişi belirli bir süreye bağlı çalışmaz. Süre kararlaştırılmış olsa bile, bu sonucun meydana gelmesi için değil, eserin teslimi içindir. Buna karşılık iş sözleşmesinde süre, belirli yada belirsiz önemli bir unsurdur.

B-  İş Sözleşmesi – Vekalet Sözleşmesi

 1-Bağımlılık ilişkisi – İş sözleşmesinde bağımlılık önemli bir unsurdur.İşçi işverenin yönetim ve denetimi altında çalışır. Vekalet sözleşmesinde, vekil ile müvekkil arasında bir bağımlılık ilişkisi vardır fakat iş sözleşmesinde olduğu gibi sıkı değildir.

  2-Zaman Unsuru – İş sözleşmesinde sürekli bir ilişki mevcuttur. Vekalet sözleşmesinde ise, bir veya birkaç işin yapılması süre ile sınırlıdır. Ancak vekilin yöneticilik görevini üstlenmesi durumunda sürekli bir ilişkiden bahsedilir.

 3-Ücret Unsuru – İş sözleşmesinde mutlaka ücret ödemesi gerektiği halde, vekalet sözleşmesinde bunun gerekli olmadığı düşünülebilir.

 4-Nitelik Unsuru – İş sözleşmeleri maddi eylemlerle, vekalet sözleşmeleri ise hukuki eylemlerle görülür. Fakat bu ölçü kesin değildir.

 Tüm bu ölçütler uygulansa da, iki sözleşme arasında ayrım yapılamıyorsa, o sözleşmeyi vekalet sözleşmesi saymak gerekir. Çünkü Borçlar Kanununun 386. maddesinin 2. fıkrasına göre ; konusu iş göreme olup da, öteki iş sözleşmeleri çeşidine girmeyen sözleşmelere vekalet sözleşmeleri hükmü uygulanır.

C-İş sözleşmesi – Adi Ortaklık Sözleşmesi

İşçilerin kardan pay aldıkları ve adi ortaklıklarda bazı ortakların emeğini sermaye olarak ortaya koyduğu durumlarda bu iki sözleşme birbirine çok benzemektedir. Fakat bu durumlarda bile, iş sözleşmesini adi ortaklıktan ayıran en önemli nokta İŞÇİNİN İŞVERENE BAĞIMLI OLARAK ÇALIŞMASI ve kural olarak İŞİN YÖNETİM VE DENETİMİNDE söz sahibi OLMAMASIDIR. Adi ortaklıklarda ise, kural olarak ortaklar eşit durumdadırlar ve yönetimi denetleme yetkileri vardır.

D- İş Sözleşmesi – Çıraklık Sözleşmesi

İş sözleşmesinde bağımlılık ilişkisi altında sürekli olarak görülen bir iş karşılığında ücret ödendiği halde,çıraklık sözleşmesinde ana unsur çırağın iş eğitimi ve yetiştirilmesidir. Buna göre yalnızca çırak değil, onu yetiştiren de emek harcamaktadır. Çıraklık sözleşmesi, iş sözleşmesinden farklı , kendine özgü yapısı olan bir sözleşmedir. Ancak iş sözleşmesine ilişkin düzenlemeler, örnekseme yolu ile çıraklık sözleşmesine uygulanabilir.







BENZER İÇERİKLER