İşverenin İşçiye Yada Ailesine Kötü Sözü Halinde Fesih Ne Demektir

İşçinin iş sözleşmesini md.24/II-b uyarınca feshedebilmesi için işçinin veya onun ailesi üyelerinden birine yönelen söz ya da davranışlarının “şeref ve namusa dokunacak” mahiyette olması gerekmektedir. İş Kanunu md.24/II-b ‘yi aynı maddenin (c) bendinde belirtilen sataşmak kelimesinden ayıran nokta da bu husustur. Zira sataşma da md.25/II-b’deki durum gibi sözle ya da maddi bir fiille olabilir. Buna göre; “sataşma”, bir kimsenin malına, namusuna, şeref ve haysiyetine, genel ifadeyle maddi ve manevi varlığına, hukuka aykırı şekilde saldırıda bulunma” şeklinde tarif edilmekte ve işçinin veya ailesine mensup birinin kişilik haklarının tümüne, birkaçına veya sadece birine yöneltilmiş söz ve hakaretler md.24/II-c anlamında bir sataşma teşkil edecektir.

Gerçekten de md.24/II-c’deki “sataşma” kelimesinden kanımızca işçinin veya ailesi üyelerinden birinin maddi ya da manevi varlığına saldırı anlamı çıkmaktadır. Oysa md.24/II-b’de “şeref ve namusa dokunacak” denerek sadece manevi varlığa saldırı kastedilmektedir. Bu anlamda örneğin işverenin işçiyi tehdit etmesi, maddenin (b) değil (c ) bendi içinde değerlendirilmelidir.

 İş Kanunu md.24/II-b’de belirtilen “şeref ve namusa dokunacak” mahiyetteki söz ya da davranışların neler olduğu konusunda kesin bir kıstas kabul etmek mümkün değildir. Kanun, söz konusu durumun çözümünü hâkimin takdirine bırakmıştır. Hâkim, “şeref ve namusa dokunacak” mahiyette değerlendirilen söz veya davranışı incelerken, tarafların öğrenim derecelerini, ahlak seviyelerini, sosyal durumlarını ve olaya etki edebilecek tüm diğer hususları dikkate aldıktan sonra söz konusu söz veya davranışların işçiyi rencide edici nitelikte olup olmadığına karar vermelidir.

 Eğer işçinin tahrik edici hal ve tavırları neticesinde şeref ve namusa dokunucu mahiyette söz ve davranışlar oluşmuş ise bu tarz eylemleri, fesih için haklı sebep olarak kabul etmemek ve feshin haksız olduğuna karar vermek gerekir.    Diğer yandan şeref ve namusa dokunacak söz ve davranışların sarf edildiği ortam ve bu hareketlerin yöneldiği yer de dikkate alınmalıdır.

 Hangi söz ve davranışların şeref ve namusa dokunacak bir içerikte oldukları hususunda net bir ölçüt verememekle birlikte işverenin işçiye hakaret etmesi, sövmesi, içinde cinsel dürtü taşıyan sözler sarf etmesi ya da hakaretlerde bulunması işçi bakımından haklı sebep oluşturacaktır. Hangi söz ve davranışların şeref ve davranışların şeref ve namusa dokunucu mahiyet taşıdığı incelenirken yaşanan çevre dikkate alınmalıdır.

 İşçiye ya da onun ailesi üyelerinden birine karşı yöneltilen söz ve davranışın “şeref ve namusa dokunacak” bir nitelik taşıyıp taşımadığı hususunun tespiti, olayın bütün özelliklerini göz önünde tutacak olan hâkime aittir. Ancak, bir hususun bu tarzda olup olmadığının tayin ve takdirinin büyük önem taşıdığını da gözden uzak tutmamak gerekir. “Eleştiri” ile “şeref ve namusa dokunacak” sözleri titizlikle ayırmak gerekir. Zira eleştiri bir hak olduğundan bunun kullanılması suretiyle işlenen fiil hukuka aykırı olmaz. Ancak hakkın sınırlarını aşmamak gerekir. Gayet zor bir ayrım olmakla birlikte, bir davranışın “eleştiri” sınırlarını aşması için,  kullanılan söz veya hareketin şeref ve haysiyeti ihlal eder nitelikte bulunması ve karşı tarafı tahkir maksadıyla sarf edilmiş olması gerekmektedir. 





BENZER İÇERİKLER