İşveren veya Vekilinin, İşçiye Yada Ailesi Üyelerinden Birine Karşı, Şeref ve Haysiyet Kırıcı Asılsız İhbar ve İsnatlarda Bulunması Halinde Fesih Nedir?

Yapılan ihbar ve isnatların haklı sebeple feshe yol açabilmesi için “asılsız” ve “şeref ve haysiyet kırıcı” nitelikte olması gerekmektedir. Ayrıca her ne kadar fıkrada belirtilmiyorsa da asılsız ihbar ve isnatların “ağır” olması da aranacaktır.Yapılan ihbar ve isnatların “asılsız” olması yanında “şeref ve haysiyet kırıcı” niteliği olması da feshin haklı sayılabilmesi için şarttır. Ancak, neyin “şeref ve haysiyet kırıcı” olarak değerlendirileceğini somut olayın özelliklerine göre tespit etmek gerekmektedir. Zira, kanunda bu konuda bir çerçeve çizilmemiştir.

 “Şeref kırıcı asılsız ihbar ve isnatların” iş sözleşmesinin haklı sebeple feshine yol açması için iş ilişkisini devam ettiremeyecek kadar ağır ve Anayasanın kişilere verdiği şikayet hakkının sınırlarını aşmış olması gerektiği doktrinde de savunulmaktadır. Nihayet, eklemek gerekir ki işveren hakkında bulunulan ihbar ve isnatların TCK anlamında suç sayılması gerekmemekle birlikte işçinin asılsız olarak TCK.md.285 de sayılan mercilerden birine işveren hakkında ihbar ve şikayette bulunarak suç isnat etmesi halinde “itiraf” suçunun maddi unsuru yerine gelmiş olacaktır.

Özetle , 24-II – c ‘ nin bu haline uygun fesihte hakkın doğması için “ şeref ve haysiyet kırıcı” suçlamanın asılsız bulunduğunun kanıtlanmış olması yeterlidir. İşveren bu suçlamaların aslının olmadığını kanıtlayabilirse, işçinin bildirimsiz fesih hakkı düşer. Suçlamanın “ şeref ve haysiyet kırıcı “ olup-olmadığı hususunda ise, işçinin ve  yaşadığı çevrenin düşünce ve duyguları dikkate alınmalıdır. 





BENZER İÇERİKLER