İşverenin İşçisine Yada Aile Üyelerinden Birine Sataşması veya Gözdağı vermesi Halinde Fesih Nasıldır?

Sözlü Sataşma

4857 sayılı İş Kanununun 24 /II-c maddesine göre; işverenin işçisine ya da aile üyelerinden birine sataşması veya gözdağı neticesinde, işçinin iş sözleşmesini bildirimsiz feshetmesi mümkün olacaktır. “Sataşma”, en genel tanımıyla “bir kimsenin malına, namusuna, şeref ve haysiyetine genel ifadeyle maddi ve manevi varlığına hukuka aykırı şekilde saldırıda bulunma” anlamına gelmektedir. “Sataşma” sözle olabileceği gibi fiili bir davranışta bulunarak da vuku bulunabilir. Bu anlamda bir insanın hayat, sağlık, namus gibi maddi ve manevi vasıflarını hedef tutarak sözlü ya da eylemli saldırılarda bulunmak hükmün kapsamı içinde değerlendirilebilir.

İşverenin, işçisine ya da aile üyelerinden birine hakaretamiz sözler sarf etmesi veya bu çerçevede içinde değerlendirilebilecek söz atma, sarkıntılık gibi davranışlarda bulunması halinde md. 24 / II-c uygulama alanı bulacaktır. Kanun koyucu md. 24 / II -  c ’de ‘sataşma’ kelimesini kullanarak bu kişileri sadece manevi değil, maddi tecavüzlere karşı da koruma altına almak istemiş ve açık bir nokta bırakmamaya gayret etmiştir.

 İşveren ya da vekili tarafından işçi veya ailesine karşı yöneltilecek bir “tehdit” de, işçi açısından haklı sebep teşkil edecektir. Bunun için, işveren ya da vekilinin, işçi ya da ailesi üyelerinden birine, ağır ve haksız bir zarara uğratacağını bildirmesi gerekir. Bunun yanı sıra, meydana gelmesi mümkün olmayan ya da muayyen olmayan bir elemin ifade edilmesi de “tehdit” anlamına gelmektedir. Ayrıca “tehdit” bazı hallerde işaret ile de olabilir. Bu anlamda, işçisine  “yasal yollarla hesap soracağını” söyleyen işverenin sözleri tehdit oluşturmaz.  Ancak, “ne şekilde olursa olsun” hesap soracağını söyleyen bir işverenin, bu sözlerinden hak arayacağı yolun sadece adalet mekanizması olmayacağı, hukuk dışı yöntemler başvuracağı sonucu çıkıyorsa, bu beyanları “ tehdit” olarak algılamak doğru olacaktır. Bu durumda da, işçinin md.24/II-c uyarınca iş sözleşmesini bildirimsiz fesih etme hakkı doğacaktır.

 Eylemli Sataşma

Şüphesiz ki 24-II-c uyarınca işverenin, işçisine karşı sataşması sadece sözlü olmayacaktır. Fiili davranışlarda yapılan eylemlerde madde kapsamı içinde değerlendirilmelidir. Bu anlamda, işveren ya da vekilinin işçi ya da aile üyelerinden birine karşı “etkili eylem” de bulunması da işçiye haklı sebeple iş sözleşmesini fesih hakkı verecektir.

Yüksek Mahkeme bir kararında da, işveren vekilinin işçi ile tartıştığı sırada yumruk vurarak “etkili eylem ”de bulunmasını, her ne kadar olayın mesai saati bittikten sonra da vuku bulsa da, iş sözleşmesinin feshi için haklı sebep olarak kabul etmiştir.

İş Kanununun 24/II-c hükmünde, sataşmanın mutlaka iş süreleri içinde gerçekleşmesi koşulu aranmadığı, bu eylemin iş yerinin düzenini olumsuz yönde etkilemiş olması durumunda, iş süreleri veya iş yeri dışında meydana gelmesinin önemli olmadığı doktrinde de kabul edilmiş bir görüştür. 

Önemli olan işveren ya da vekilinin bu davranışı sonucunda taraflar arasında akdi ilişkinin çekilmez hale gelmesi veya güven temelinin çökmesidir. Bir başka deyişle ortaya çıkan bu durum nedeni ile karşı tarafın sözleşmeye devam, dürüstlük kuralları gereği beklenmeyecek ise, fesih hakkı doğacaktır.

 Bu anlamda, sataşma fiili iş yeri düzenini bozmadıkça işyeri dışında gerçekleştiğinde haklı sebep oluşturulmamalı, iş yerlerinde yapılmış olması halinde ise düzenin bozulduğu mutlak olarak kabul edilmeli ve iş yerinde vuku bulan her sataşma haklı sebep teşkil etmelidir.

 İş hukuku açısından sonuca ulaşmaya çalışırken, sataşma teşkil ettiği düşünülen söz ya da davranışın değerlendirmesi Ceza Kanununa göre değil, genel bir şekilde yapılmalıdır. Bir başka deyişle, bu madde anlamında sataşma olup olmadığını belirlerken, Türk Ceza Kanunundaki koşulların gerçekleşmesi aranmaz. Eğer, söz konusu söz ya da davranışlar TCK yönünden suç oluşturuyorsa, iş hukukunun değerlendirmesi için, işveren ya da vekili hakkında kovuşturmanın başlamış veya hükmün verilmiş bulunması da gerekmemektedir.

 Özetle; Bu anlamda bir sataşma veya tehdit bulunup bulunmadığını saptamak için, Türk Ceza Kanununun da ki koşulların gerçekleşmesi aranmaz. Çünkü sataşma ve tehdit kavramları geniş anlamlıdır ve yalnız Ceza Kanununa özgü değildir. Yasa koyucu bu neden ile fesihlerde işyerindeki çalışma düzeni ve disiplinini koruma amacını gütmüştür.

 





BENZER İÇERİKLER