İşçinin İşverenine Sadakat Borcu Neyi Kapsar?

   İşçinin sadakat borcunun genel konusu; işçinin, işverenin genel çıkarlarını koruması ve bu çıkarlara zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınmasıdır. Borcun kapsam ve konusu iş ilişkisinin özel durumuna ve iş hayatının görüşlerine göre değişiklik gösterir.

  İşçinin sadakat borcuna aykırılık anlamı taşıyan bazı davranışları, İş Kanununun 25/II- e maddesinde düzenlenmiştir. Sadakat borcu işçinin işverenini veya işletmesini zarara uğratacak her türlü davranışı yasakladığı gibi işçiyi olumlu bir davranışa da zorlayabilir.

  İşçi iş sözleşmesinin yürürlükte bulunduğu sürede işverenine karşı rekabette bulunursa onun bu davranışı da sadakat borcuna aykırılık teşkil eder. 4857 sayılı yasanın öncesinde de var olan ancak yasanın gündeme gelmesine neden olan gelişmeler bütününde de yer alan ve kısaca gelişen iş dünyasının içsel kuralları bu kavrama genişlik katmıştır. Gerçekten de globalleşen iş dünyasında rekabet kavramı önceki yıllara oranla büyük ivmeler kaydetmiştir. Firmalar ufak farklarla ya da değişiklerle ürün yada hizmet satışlarında öne çıkmaktadır. Böylesi bir ortamda sadakatin önemi bir kat daha artmıştır. Dolayısı ile aksine bir davranış, belki de işletmeleri telafisi zor durumlarla karışı karşıya bırakabilecektir. Bunun yanı sıra işletmeler işçisine verdiği eğitimler ile ona ekstra yüklemeler de yapmaktadırlar. Bunlar bir maliyet unsuru olduğu kadar, işyerinin mesleki sırlarına vakıf olmayı da gerektirmektedir. Bu nedenle işçinin işverenine sadakat borcunun sınırı ister istemez genişlemekte ve ucu açık bir durum arz etmektedir. Bunun için genel tanımı “ işverenin genel çıkarlarının korunması ve bu çıkarlara zarar verebilecek her türlü davranıştan kaçınma “ olarak verebiliriz.

  Günümüz İş Hukuku anlayışında işçi ile işveren arasında borçlar hukukuna dayalı sözleşmesel ilişkiden ziyade daha sıkı, daha yakın bir kişisel ilişkinin var olduğu kabul edilmektedir. Sadakat borcu da işçi ile işveren arasındaki bu bağ sebebiyle ortaya çıkmaktadır.

 Sadakat borcunun kapsamına genel olarak işçinin yapması ve yapmaması gereken hareketler girmektedir. İşçinin yapması gereken davranışlar, işverenin menfaatleri doğrultusunda bazı olumlu davranışlarda (işini titizlikle yapması, güveni kötüye kullanmaması vb.) bulunmak oluştururken yapmaması gereken davranışlar işçinin işveren ve işyerine zarar verebilecek her çeşit davranıştan kaçınması hali teşkil etmektedir. İşçinin yapmama borcu Yeni İş Kanunu madde 25/bend “II-b-d-e” hükümlerinde sayılmıştır.

  İşçi ile işveren arasında Sadakat borcunun ekonomik olarak en önemli şekli sır saklama borcudur. Sır saklama borcu işçinin işverenin işyerinde çalışırken öğrendiği yada işin niteliği gereği öğrenmek durumunda kaldığı her türlü bilgi ve tekniği dışarıya sızdırmamasıdır. Yeni İş Kanunu madde 25/bend “II-e” hükmünde yer alan cümleden de anlaşıldığına göre sır saklama borcundan söz edebilmek için işçinin işverenin mesleki sırlarını ortaya atması hali gerekli ve yeterli bulunmaktadır. Kanunun lafzında herhangi bir kısıtlama olmadığı için mesleki sırrın ticari olup olmaması ve bunun öğrenilme şekli önem taşımamaktadır.

  Sır saklama borcunun kapsamı; İşçinin mesleki olmayan, işverenin ticari hayattaki kimliğine herhangi bir zarar vermeyen hukuken korunmaya değer olmayan bilgilerin sınırına kadardır.

 





BENZER İÇERİKLER