Alt İşverende Muvazaa İlişkisi Nasıl Anlaşılır?

      Kanuna karşı hile ve muvazaa iddialarının asıl işveren-alt işveren ilişkilerinde re’sen göz önünde tutulması gerekir. Eser sözleşmesinin göstermelik bir sözleşme olduğu, şartnamede yer alan hükümler ile anlaşılır. İş sahibinin birçok yetkileri üzerinde bıraktığı münhasıran işçilerin aynı işyerinde çalıştıkları, müteahhitler değiştiği halde işçilerin çalışmalarını sürdürdükleri takdirde asıl işverenin gerçek işveren olduğu kabul edilmelidir.

    Muvazaa iddiasının taraflarca ileri sürülmesine gerek yoktur. Hakim re’sen muvazaa olup olmadığını incelemek zorundadır. Yargıtay bir kararında “davacı dayanışma aidatı ödemek suretiyle işyerinde uygulanmakta olan TİS den yararlanmak istediğini, buna rağmen davalı işveren tarafından yararlandırılmadığını, bu nedenle de hizmet akdini haklı olarak fesih ettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fark işçilik haklarını istemiştir. Davalı, davacının ihaleyle iş alan müteahhidin işçisi olduğunu kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, davacının çalıştığı işyerinin davalı kurum işyerinin bir bölümü ve eklentisi olduğu, davacının yıllardan veri birbirini taklip eden sözleşmelerle bu işyerinde çalıştığı belirtilerek istekleri hüküm altına alınmış ise de, müteahhitler değiştiği halde davacının işyerindeki çalışmasını sürdürdüğü hususlarındaki değişik müteahhitlerle yapılan sözleşmeler ve davacının hizmet sözleşmeleri getirilmeden bu hususun açığa kavuşturulması olanağı yoktur. Bu konularda gerekli inceleme ve araştırma yapılarak gerçekten davacının müteahhitlerin değişmesine rağmen aynı işyerinde çalıştığı bir başka anlatımla davalı işveren işe müteahhitler arasında bir muvazaanın bulunduğu anlaşıldığı takdirde isteklerin hüküm altına alınması gerekir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması’nı isabetsiz bulmuştur.

   Taşeron işçisinin hizmet sözleşmesi, asıl işveren tarafından değil, kendisi ile sözleşme yapan taşeronca feshedilebilir. Ancak, asıl işveren taşeronun işçisinin hizmet sözleşmesinin haklı bir neden olmadan feshi sebebiyle taşeronun sorumlu olduğu miktar ile sınırlı olmak üzere doğacak haklardan sorumludur.Bu kurala göre, asıl işverenin alt işveren işçilerine karşı sorumluluğu alt işverenin sorumluluğu ile sınırlıdır.

   4857 Sayılı İş Kanunu’nun anılan maddesinde; asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamayacağı veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağı, aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem göreceği, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemeyeceği düzenlenmiştir. 

   Asıl işveren – alt işveren arasındaki sorumluluğun “birlikte – müteselsil sorumluluk” olduğu, gerek öğreti de gerekse Yargıtay kararlarında açıkça belirtilmektedir.  Burada dikkat edilmesi gereken husus, alt işveren sıfatının kazanılmasının ayrı bir konu, alt işverenin işçilerine karşı olan yükümlülüklerinden asıl işverenin de birlikte sorumlu tutulup tutulamayacağının ayrı bir konu olduğudur. Mesela; bir kimse asıl işverenden aldığı iş dolayısıyla alt işveren sıfatına sahip olmasına rağmen, işçilerini münhasıran bu işlerde çalıştırmıyorsa, asıl işverenin bu işçilere karşı herhangi bir sorumluluğundan söz edilemeyecektir.

 Başka bir işverenden iş alan kimselerin, genel olarak, alt işveren diye nitelendirilmesine rağmen İş Kanunu yönünden durum farklıdır. İş Kanunu’nun 2’nci maddesinde düzenlenen ‘birlikte sorumluluk’ hükmünün konulmasındaki neden, asıl işverenden alınan işte çalışan işçilerin alacakları yönünden kanun koyucunun duyduğu endişedir. Bu nedenle; münhasıran asıl işverenden alınan işlerde çalışan işçilerin, kendi işverenlerine karşı olan alacakları, münhasıran bu işlerde çalışmayan işçilerin alacaklarına oranla daha tehlikede görülmüş ve bir teminat olarak, bu işçilere karşı asıl işverenlerde müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.





BENZER İÇERİKLER