İş sözleşmesi kavramına genel bakış

İş sözleşmesi birbirine uygun irade beyanlarından oluşan ve karşılıklı borç doğuran sözleşmedir. İş sözleşmesi genel olarak tanımını Borçlar kanununda almıştır. Borçlar Kanunun 313. maddesi bu sözleşmeyi “Hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona ücret vermeyi taahhüt eder.” şeklinde tanımlamıştır.

Buna karşılık olarak 1475 sayılı yasa döneminde tanımı yapılmamış iş sözleşmesine ,4857 sayılı İş yasasında tanım getirilmiştir.Buna göre ; “ İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. “ denmiştir.

İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi değildir. Yazılı şekil şartı ile getirilen düzenlemelerde dahi bu şart “ geçerlilik “ şartı olarak değil,“ ispat “ şartı olarak düşünülmüştür. Aksi bir düşünce iş hukukunun “ işçiyi koruma “ ilkesine uygun düşmez. Nitekim Yargıtay kararları da bu yoldadır. Bu anlamda, belirli süresi 1 yıl veya daha uzun süreli iş sözleşme lerinin yazılı yapılmaması onu “ geçersiz “ kılmaz. Onun belirsiz süreli iş sözleşmesine dönüşmesine yol açar. Ancak her hangi bir uyuşmazlıkta özelikle de iş sözleşmesinin feshinde “ ispat mükellefiyetinin “ işveren yüklendiği göz önünde tutularak, bundan böyle kanunda belirtilen hususların yer aldığı yazılı bir iş sözleşmesinin yapılması hem “ idari para cezasından “ kurtulmaya, hem de mahkemelerde “ adaletin tecellisine “ yardımcı olacaktır.

4857 sayılı Yasanın getirdiği özel bir düzenleme ile taraflar sözleşmenin türünü ve çalışma biçimlerini belirleme konusunda serbesttirler. Bu anlamda iş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılabilir. Üstelik, ister belirli süreli olsun ister belirsiz süreli olsun bu sözleşmeler “ Çalışma biçimleri “ bakımından “ tam süreli “ veya “ kısmi süreli “ olabileceği gibi “ deneme süreli “ yada “ diğer türden “ yapılabilir.





BENZER İÇERİKLER